Trip: Mayıs 2010
Yağmurlu bir bahar günü bizi Washington’ın anıtsal merkezinde bir gezintiye çıkardı; Lincoln Anıtı ve National Mall’dan Beyaz Saray ve ABD Kongre Binası’na uzandık. İşte yolculukta kendi çektiğimiz fotoğraflar ve son durağı Philadelphia olan kısa bir video.
Washington, pek çok yerini henüz varmadan tanıdık bulduğunuz şehirlerden biri. Lincoln Anıtı, Washington Anıtı, Beyaz Saray ve Kongre Binası fotoğraflarda ve filmlerde o kadar sık karşımıza çıkıyor ki onları zaten biliyormuş gibi hissediyoruz. Ama bu yapıların arasında yürümek bambaşka bir deneyim.

MAYIS 2010 · WASHINGTON · KENDİ FOTOĞRAFLARIMIZ VE VİDEOMUZ
Gezi yeri
Washington, ABD
Ne zaman
Mayıs 2010
Öne çıkanlar
National Mall, anıtlar, Beyaz Saray ve Kongre Binası
Kısa filmimizde ayrıca Philadelphia’daki Independence Hall’da kısa bir mola var.
Şehri Mayıs 2010’da bulutlu, yağmurlu bir günde ziyaret ettik. Islak taşlar, şemsiyeler ve yumuşak bahar ışığı şehre beklediğimizden daha sakin bir hava veriyordu. Mavi gökyüzü olmadan da National Mall boyunca uzanan manzaralar etkileyiciydi; üstelik yağmur bazı fotoğraflarımızı daha ilginç kıldı.
Vaktimizi Washington’ın en tanınmış anıtları ve hükûmet binaları çevresinde geçirdik; hem ayrıntılara hem de ünlü manzaralara bakmak için durduk. Aşağıdaki kısa film bu yerleri canlandırırken fotoğraflar da o günden birkaç anı paylaşmamızı sağlıyor.
Washington gezi videomuzu izleyin
Kısa gezi filmimiz, aynı kapalı bahar gününde Washington’ı anıtları, fıskiyeleri, anma alanları ve Beyaz Saray çevresiyle gösteriyor. Aşağıdaki fotoğraflara geçmeden önce bu yerlerin büyüklüğünü kavramanın hoş bir yolu.
National Mall’dan ilk izlenimler
National Mall, şehrin planının hemen dikkatinizi çektiği yerlerden biri. Geniş çimenlikler, uzun ağaç sıraları ve anıtsal yapılar hemen her yönde çarpıcı manzaralar oluşturuyor. Lincoln Anıtı’ndan bakıldığında Washington Anıtı, şehrin en bilinen perspektiflerinden birinin uzak ucunda yükseliyor.
Ziyaretimiz sırasında Yansıma Havuzu alışılmadık görünüyordu. Tam bir su aynası yerine tabanının büyük bölümü açıktaydı; yalnızca dar bir su şeridi anıtı yansıtmayı sürdürüyordu. Islak döşemeler ve şemsiyelerle birlikte, klasik güneşli görüntüden çok farklı bir sahne oluşturuyordu.
Washington Anıtı 1884’te tamamlandı ve 1885’te törenle açıldı. Açık renkli taştan dikilitaş, Mall çevresindeki pek çok noktadan görülebilen, şehrin görsel açıdan en güçlü simgelerinden biri olmaya devam ediyor.
Lincoln Anıtı ile Washington Anıtı arasındaki uzun görüş eksenine dikkat edin.

Lincoln Anıtı
Lincoln Anıtı, Washington’da gördüğümüz en unutulmaz yerlerden biriydi. Dev sütunları ve geniş basamakları dışarıdan etkileyici, ama içeri girince atmosfer değişiyor. Abraham Lincoln’ün oturan büyük heykeli, çevresindeki yazıtlar ve mimari ayrıntılarla birlikte salona hâkim.
Anıt 1922’de törenle açıldı. Binayı Henry Bacon tasarladı, Lincoln heykelini ise heykeltıraş Daniel Chester French yaptı. İçeride dururken mimariyle heykelin bir araya gelerek mekâna nasıl hem görkemli hem de kişisel bir his verdiğini kolayca anlayabiliyorsunuz.
Dışarıdaki yağmura rağmen burada zaman geçirmeye değerdi. Açık Mall alanıyla sessiz taş iç mekân arasındaki karşıtlık, ziyaretimizin en güçlü izlenimlerinden biriydi.

Mall boyunca savaş anıtları
Washington’ın anıtları, birbirlerine çok yakın olsalar bile çok farklı hikâyeler anlatıyor. Filmimizde yer alan noktalardan biri, Vietnam Gazileri Anıtı’ndaki Üç Asker heykeli. Frederick Hart’ın bronz figürleri savaş deneyimini insan ölçeğine indiriyor; dev bir anıt yerine üç asker görüyoruz.
İkinci Dünya Savaşı Anıtı ise bambaşka bir karaktere sahip. Taş sütunları, çelenkleri, fıskiyeleri ve geniş açık alanı etkileyici bir ortam yaratıyor. Fıskiyelerin ötesinde görünen Washington Anıtı’yla birlikte burası, Mall’un en tanınabilir manzaralarından da biri.
İkinci Dünya Savaşı Anıtı’nı yağmur altında gördük; fıskiyelerin çevresindeki koyu taşlar manzarayı özellikle çarpıcı kılıyordu. 2004’te açılan anıt, savaşta görev yapan Amerikalıları ve ülkede savaş çabalarına katkıda bulunanları onurlandırıyor.

İki farklı anma biçimi: Vietnam Gazileri Anıtı’nda tek tek askerler, İkinci Dünya Savaşı Anıtı’nda ise geniş bir tören alanı.
İkinci Dünya Savaşı Anıtı’nın tarihi · National Park Service · Üç Asker · Smithsonian
Beyaz Saray ve Lafayette Meydanı
Beyaz Saray’ı kendi gözlerimizle görmek de gezinin özel anlarından biriydi. Kuzey taraftan bakıldığında ünlü beyaz cephe, çitlerin ve ağaçların arkasında yükseliyor. Haberlerden tanıdığımız bir görüntü, ama çevredeki sokaklar ve yeşillik onu gerçek bir şehrin parçası olarak çok daha güçlü hissettiriyor.
Beyaz Saray’ın hemen kuzeyinde heykelleri ve tarihî binalarıyla Lafayette Meydanı bulunuyor. Yakındaki St. John’s Episkopal Kilisesi, James Madison’dan başlayarak ABD başkanlarının ziyaretleriyle bağlantılı olarak sık sık Başkanların Kilisesi diye anılıyor.
Buradaki bir anıt özellikle ilgimizi çekti: Amerika’nın bağımsızlık mücadelesini destekleyen Polonyalı askerî mühendis Tadeusz Kościuszko’nun heykeli. Anıtı 1910’da törenle açılmıştı. Polonya ve Amerikan tarihi arasındaki bu bağı Beyaz Saray’a bu kadar yakın bir yerde bulmak, meydanı bizim için özellikle unutulmaz bir durak yaptı.

Geziden küçük bir an
Bir de daha küçük anlar vardı; nemli bir tuğla yolun yanındaki sincap gibi. Bazen bu beklenmedik ayrıntıları fotoğraflamak, ünlü bir binayı fotoğraflamak kadar keyifli oluyor.


Kościuszko Anıtı · National Park Service · St. John’s Kilisesi’ne başkanların ziyaretleri
ABD Kongre Binası
ABD Kongre Binası, Washington’da gördüğümüz en görkemli yapılardan biri. Batı cephesinden bakıldığında geniş merdivenleri ve terasları, gözü sütunlara ve ünlü kubbeye yönlendiriyor. Burada durup fotoğraf çekmemek zor.
Kubbe uzaktan bakıldığında dev bir taş yapı gibi görünüyor, ama aslında dökme demirden yapılmış; bu da binanın en ilginç mimari ayrıntılarından biri. Bu mühendislik hikâyesi, tasarımına yakından bakmaya başladığınızda Kongre Binası’nı daha da ilgi çekici kılıyor.
Kongre Binası tarafından geriye, Mall üzerinden Washington Anıtı’na doğru geniş bir manzara da açılıyor. Çimenlikler, ağaçlar, ziyaretçiler ve geçip giden araçlar, buranın yalnızca ulusal simgelerin toplandığı bir yer değil, insanların her gün içinden geçtiği bir şehir parçası olduğunu da gösteriyor.
PHILADELPHIA · AYRI BİR DURAK
Bir durak daha: Philadelphia’daki Independence Hall
Kısa filmimizin sonunda Washington’ı geride bırakıp Pennsylvania eyaletinin Philadelphia şehrindeki Independence Hall’a kısaca bakıyoruz. Bu ayrı bir durak, ama Amerikan tarihiyle yakından bağlantılı yerler arasındaki yolculuğu bitirmek için uygun bir son.
Independence Hall, Amerika Birleşik Devletleri’nin iki kurucu belgesiyle bağlantılı: 1776’da kabul edilen Bağımsızlık Bildirgesi ve 1787’de hazırlanan Anayasa. Binaya kısacık bir bakış bile, görece mütevazı bu yapıyla ne kadar çok tarihin bağlantılı olduğunu hatırlatıyor.
Washington’dan son izlenimler
Washington, yağmura rağmen bize unutulmaz bir gezi günü yaşattı. Lincoln Anıtı, İkinci Dünya Savaşı Anıtı’nın fıskiyeleri, Beyaz Saray ve Kongre Binası arasında görülecek çok şey vardı; her durak şehrin farklı bir yönünü gösterdi.
En çok hoşumuza giden, ünlü yapılarla küçük ayrıntıların bir aradalığıydı: Mall boyunca uzanan manzaralar, Lincoln Anıtı’nın sessiz iç mekânı, Lafayette Meydanı’ndaki Polonya bağlantısı ve hatta yol kenarındaki o sincap. Fotoğraflarımızda ve filmimizde saklamak istediğimiz anlar bunlardı.
Umarız bu görüntüler size şehrin havasını biraz hissettirir ve kendi ziyaretinizde keşfedebileceğiniz yerler için birkaç fikir verir.
Fotoğraflar ve video
Tüm fotoğraflar ve gezi filmi, Mayıs 2010’daki Washington ziyaretimizde kendi çektiğimiz özgün malzemelerdir. Videonun sonunda Philadelphia’dan kısa bir sahne de yer alıyor.





